Trump, Türkiye iddiasını doğruladı: Gizli Servis istedi, ben de yaptım

ABD Başkanı Donald Trump, geçen ay İran kaynaklı olası bir suikast tehdidi nedeniyle Türkiye'den gizlice başka bir askeri uçakla ayrıldığını doğruladı. Trump, "Bu tamamen Gizli Servis'e bağlı. Ben sadece onlar ne diyorsa ona uyarım." dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye ziyaretinden dönerken İran kaynaklı bir suikast tehdidi nedeniyle Gizli Servis'in talimatıyla gizlice uçak değiştirdiğini resmen doğrulayarak dünya gündemine bomba gibi düşen bir olayın perdesini araladı. Washington Post gazetesinin detaylarını ortaya çıkardığı ve kamuoyunda "film gibi bir operasyon" olarak nitelenen bu güvenlik prosedürüne ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Başta hedef şaşırtma amaçlı kullanılan "yem" uçağın aksine, kendi bindiği asıl uçağın daha büyük bir risk taşıdığını düşündüğünü ifade eden Trump, "Aslında benim uçtuğum uçağın daha büyük risk altında olduğuna inanıyorum. Çünkü onların esas hedef almayı düşündüğü uçağın o olduğunu tahmin ediyorum" dedi.

Gizli Servis ve Ordunun Kararı Esastı

Bu dramatik ve gizli operasyon ile uçak değiştirme kararının kendi insiyatifiyle alınmadığını, tamamen güvenlik protokolleri çerçevesinde uygulandığını vurgulayan Başkan Trump, sürece dair şunları kaydetti: "Bu tamamen Gizli Servis'in yetkisindeydi. Ben sadece onların yönergelerine uydum. Dolayısıyla, Gizli Servis ve ordunun yönlendirmesini takip ettim. Benden farklı bir uçakla seyahat etmemi istediler ve bu, güvenlik açısından eşdeğer bir seçenek olarak sunuldu."

"Bir Tehdit Vardı, Fazla Soru Sormadım"

Kendisine yönelik tehditlerin sadece İran'dan değil, birçok farklı coğrafyadan ve kaynaktan geldiğine işaret eden ABD Başkanı, Türkiye'deki operasyon sırasında yetkililere ayrıntılı sorular sormadığını belirtti. Güvenlik güçlerine olan tam inancını şu sözlerle özetledi: "Bunu yapmamı istediler, ben de yaptım. Onlar ne derse onu yaparım. Sanırım ortada gerçek bir tehdit vardı. Bu konuda pek fazla detay sormadım. Zira sürekli olarak çok sayıda tehdit alıyorum."

Türkiye'de Adeta Film Sahnesinden Bir Kaçış Operasyonu

ABD Başkanı Donald Trump ile İran arasındaki yükselen gerilim, tarihte eşi benzeri görülmemiş güvenlik tedbirlerini beraberinde getirdi. Geçtiğimiz ay Türkiye'de düzenlenen NATO zirvesinden dönüş yolculuğunda, İran kaynaklı bir füze tehdidi nedeniyle adeta bir film senaryosunu andıran bir kaçış planının uygulandığı ortaya çıktı. Trump, medya mensuplarını ve Beyaz Saray personelinin önemli bir kısmını başkanlık uçağı Air Force One (747 tipi jet) ile göndererek, bu uçağı stratejik bir "yem" olarak kullandı. Kendisi ise gizlice bir yemek ikram kamyonu aracılığıyla başka bir uçağa transfer edildi. Bu çarpıcı operasyon, ABD güvenlik kurumlarının İran kaynaklı tehditleri ne denli ciddiye aldığının somut bir göstergesiydi.

Suikast Tehditlerinin Derin Kökleri ve Boyutları

İran'ın Başkan Trump'a yönelik duyduğu öfkenin temelinde, 2020 yılının Ocak ayında İran Devrim Muhafızları Ordusu lideri Kasım Süleymani'nin ABD tarafından öldürülmesi yatıyor. Bu olayın ardından intikam yemini eden Tahran yönetimi, tehditlerle yetinmeyip somut adımlar da attı. Geçtiğimiz Temmuz ayında Devrim Muhafızları ile bağlantılı Pakistanlı Asif Merchant'ın Trump'a yönelik suikast planı iddialarıyla tutuklanması ve akabinde Afgan vatandaşı Farhad Shakeri hakkında açılan davalar, tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. Ayrıca, 2024 yılında Trump'ın Pennsylvania ve Florida'da atlattığı suikast girişimleri, ABD Başkanının üzerindeki güvenlik çemberinin sürekli yüksek alarm durumunda kalmasına neden oldu.

Trump'a Yönelik "Öldüreceğiz" Mesajı

Donald Trump her ne kadar güçlü bir lider imajı sergilemeye çalışsa da, İran tehdidinin psikolojik etkileri giderek daha belirgin hale geliyor. Semafor haber sitesine konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, Trump'ın "Kimse bana başkan olmanın ne kadar tehlikeli olduğunu söylemedi. Söyleselerdi muhtemelen aday olmazdım" şeklinde şakalar yaptığını, ancak bu sözlerin ardında büyük bir gerçeklik payı yattığını aktardı. Öte yandan, İran cephesinden gelen mesajlar son derece açıktı. Yakın zamanda Tahran'daki bir meydanda asılan dev duvar resminde, Trump siyah bir tabut içinde tasvir edilmiş ve altına "Trump'ı öldüreceğiz" ile "Kana kan" yazıları eklenmişti.

"Ben Gidersem Siz de Gidersiniz"

Artan kriz karşısında ABD cephesinden de sert uyarılar gecikmedi. Başkan Trump, İran'ın tehditlerine karşılık olarak kilitleri açılmış ve ateşlenmeye hazır 1.000 füzenin beklediğini açıkladı. Savunma Bakanı Pete Hegseth ise "İran, Başkan Trump'ı öldürmeye çalıştı ve son gülen Başkan Trump oldu" sözleriyle ABD'nin kararlılığını vurguladı. Ancak, krizin merkezindeki Trump'ın gazetecilerle yaşadığı o çarpıcı diyalog, olayın vahametini adeta özetler nitelikteydi. Türkiye'den kalkış sırasında "yem" olarak kullanılan uçağın pencere perdelerinin bile kapatıldığı o gerilimli dönüş yolculuğunda Trump, kendisiyle aynı uçağı paylaşan gazetecilere dönerek şu dikkat çekici ifadeleri kullandı: "Sürekli onların listesindeki bir numaralı isim olduğumu okuyorum. Ama eğer ben gidersem, siz de gidersiniz, değil mi?"

Benzer Videolar