DOLAR 50,04600,06%
EURO 56,33030,22%
ALTIN 6.641,271,62
BITCOIN 40228222.68705%
Denizli
17°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

ziyaretqr.comZiyaretQR — Dijital ziyaretçi yönetimi. 14 gün ücretsiz deneyin — ziyaretqr.com
REKLAMZiyaretQR — Dijital ziyaretçi yönetimi. 14 gün ücretsiz deneyin — ziyaretqr.com
GÖBEKLİTEPE    BİR

GÖBEKLİTEPE BİR

ABONE OL
31 Ekim 2026 13:50
GÖBEKLİTEPE    BİR
0

BEĞENDİM

ABONE OL
REKLAMZiyaretQR — Dijital ziyaretçi yönetimi. 14 gün ücretsiz deneyin — ziyaretqr.com

Faydanılan kitap :Göbeklitepe,en eski tapınağı yapanlar adlı kitap

Yazan:Klaus Schmidt(Alman arkeolog)

Çeviren:Rüstem Aslan(kitabın Aslı Almanca)

Basım yılı:2006(Türkçesi 2007)

NOT;KİTABI İSTEYEN OKUSUN DİYE LİNK ATIYORUM.

G Ö B E K L İ T E P E         BİR

Kitap ve konunun önemi açısından kısa bir açıklama; İnsanlık tarihi hepimiz için merak uyandıran tutkulu bir konu. Geçmişten beri “nereden geldik, nereye gidiyoruz?” veya ne kadar zamandır insan var? vs türlü soru ve konular hep sorulmuş,bulunulan çağın bilgi birikimine uygun cevaplar verilmiştir. Aynı soru aynı zaman diliminde farklı kültürlerde farklı cevaplar üretmiştir. Hepimiz bir şekilde çeşitli yaratılış destan veya anlatılarını biliriz. Yakın zamana kadar bu inanışların ortak noktası başlangıç zamanının çok eski olmadığı yönünde idi. İnsan ömrü ortalama 60-70 yıldır (geriye doğru gittikçe bu sayı düşer ) bu süre bir arı ya  veya kelebeğe göre uzun kabul edilse de dünyanın gerçek yaşı karşısında denizde damla gibidir. Normal bir insanın milyon yıl hele milyar yıl gibi bir süreyi algılayabilmesi nerede ise imkansızdır ancak biz birkaç yüzyılı algılayabiliriz. Bilim ilerledikçe zaman hep geriye doğru kayma göstermiştir. İnsanoğlunun en önemli düşünce ürünlerinden biri olan Din, çeşitli cevaplar vermiştir. Kimi ilkel denilen dinler daha uzak zaman ile evreni (dünyayı) başlatmış (Hint kökenli Bazı inanışlar milyarlarca yıldan bahseder) kimi ise çok mütevazi tarihleri uygun bulmuş. Semavi dinler diye belirtilen dinler ise hemen hepsi günümüzden 6.000 yıl gibi bir sayıyı kabul etmiştir (geriden başlayarak bütün peygamberlerin yaşam süreleri toplanmış bu sayı elde edilmiş)

Günümüzde kesin olarak biliyoruz ki dünyanın oluşumu dört milyar yılın üzeridir, güneşin oluşumu daha eski, Evren’in oluşumu ise daha eskidir. Eskiden beri gerek dünya üzerinde bulunan insan yapısı yapılar dikkat çekmiş,ayrıca toprağın derinlerinde bulunan ve günümüzde yaşamayan canlıların fosilleri hep aynı soruları akla getirmişti ama bu gibi meseleleri ancak  yakın zamanda açıklığa kavuşturduk. İnsanın kendisi bile çok çok eski zamanlarda yaşayıp ve değişip gelmişti. En eski insansı fosiller en az iki milyon yıl öncesine aittir. Zamanla birlikte hem kafatası hacmi büyümüş hem bacaklar uzamış, omurga yeni konumuna uyarlanmış, ağız, damak vs değişimi ile konuşma yetisi gelişmiştir. (maymunların ortalama beyin hacmi 400 cm küptür.İnsansılar ise  sırası ile 450,500,600,700,900,1000,1200,1400 cm küpe ve günümüzdeki miktarına ulaştığı fosillerden çok açık görülmektedir.)

Yakın zamana kadar konu ile ilgili bilim insanları insanın gelişimi ile ilgili şöyle bir varsayımı vardı; insan,neolitik  devirde ( bu yeni devir anlamındadır) hayvan ve bitkileri “evcilleştirerek”  yerleşik hayata geçti diye düşünüyorlardı. Bu düşünce mantıklı görünüyordu. Konunun uzmanları bu durumda en eski yerleşik hayata geçmeyi (yani köy, kent oluşumu) M.Ö.5000 gibi tarihte olduğunu kabul ediyorlardı. Fakat, Göbeklitepe buluntusu bu görüşleri köktenci bir şekilde değiştirmiştir. İnsanın yerleşik hayata geçmeden,büyük tapınak, bina, sunak vs. yapılamayacağı çünkü belli sayıda insanın uzun süre çalışması gerektiğinden hem zaman hem zaruri olan yiyecek yönünden bunun imkansız olduğu kabul edilmişti. Şimdi son durumla birlikte teori açık vermiştir bu durumda teoride yeni düzenleme gerekecektir. Zira, Göbeklitepe zamanı yaklaşık 7000 yıl geriye çekmiştir. Günümüzden 12.000 yıl önce yüzlerce insanın yıllarca çalışarak yapabileceği bir yapı ortaya çıkmış, yeni sorular gündeme oturmuştur.

Göbeklitepe bulunmadan önce de Anadolu’nun doğu, güneydoğu kesimleri ve Güney’e doğru Yani şimdiki Suriye,Irak,Lübnan,İsrail i kapsayan bölge ilk önemli yerleşim alanları olduğu anlaşılmıştır. Bu bölgede çeşitli yerlerde yapılan kazılarda çok önemli en eski yerleşim yerleri bulunmuştu. Bereketli Hilal denilen kesimin öneminin farkına varılmış, ilk bitki ekiminin burada yapıldığı da ispatlanmıştı (buğdayın atası,yani yabanisi,arpanın vs ayrıca yabani koyun,keçi,sığır bu bölgenin canlıları idi) Yine de bilhassa Anadolu ilk zamanlarda o kadar önemli görünmüyordu bunda bilimin Batının tekelinde olması ve Batının önyargıları etkili olmuştur. Batı kafası, Tevratta adı geçen yerlere ağırlık vermiş böylece ölü Deniz yakınlarında “Eriha” gibi eski yerleşim yerleri bulunmuş bu bölge de en eski yerleşimler olduğu düşünülüyordu. Fakat arkeolog James Mellart 1958 yılında Konya ilinde ki Çatalhöyük’ü bulması ile birlikte bu düşünce yavaş yavaş değişecektir. Bu yerde çanak çömlek yoktur bunun anlamı buranın eski bir yerleşim alanı olmasıdır. 1966 de kazılar durdurulur, 1965 de tekrar başlar ancak Mellaart kazı başkanı değil, kazı heyetine dahil edilmiştir. Bu kazılar bu kişiyi ünlü yapmıştır, işin önemi şurdadır bu yer M.Ö. 8000 yılları işaret etmektedir. Benzeri şekilde Doğu Anadolu’da Çayönü denilen yerde de neolitik yerleşim yeri bulunmuştur, Burada madencilikle ilgili bulgulara rastlanmıştır, buraya yakın olan Ergani bakır yatakları vardır ve oksitli bakır ve malahitten eritilerek birtakım aletler yapıldığı ortaya çıkarılmıştır. 1979 yılında Hans Georg Gebel hocasının isteği üzerine Fırat Doğusunda araştırmalara başlar ve bir çobanın yardımı ile sonradan “Nevali Çori” olarak ünlenecek olan yeri bulur. Burada daha sonra bulunacak olan Göbeklitepe  de ki heykeller benzer yontular bulunur. Ne yazık ki bu bölge sonradan baraj suları altında kalacaktır bu nedenle bir kurtarma kazısı yapılır. Burası da neolitik yerleşim yer idi ve Anadolu’nun önemi artıyordu. Bir müddet sonra ise “Gürcütepe” bulunmuştur. Gürcütepe ve Göbeklitepe için iki ayrı kazı Heyeti tespit edilip kazı işlemine geçilmiştir. İlk başlarda büyük olduğu için Göbeklitepe sonraya bırakıldı. Fakat Gürcütepe kalıntılarının olduğu yerde Urfa şehrinin su depoları vardı ve buradan çıkan klor gazı kazıyı aksatıyordu. Bu kazıda da  önemli buluntular olmamasına rağmen önemi şimdilik Göbeklitepe kadar değildir, burada beş yıl süre ile kazı yapıldı (1995-2000)

Göbeklitepe kazılarında çok dikkatli davranıldı önce yüzey taraması yapılıp sağlam envanter tutuldu. Burada Nevali Çori ye benzer heykeller görüldü. Yapılan aramalarda çanak çömlek bulunamadı evet burası neolitik bir yer idi.

Yazıya burada bitirelim ikinci bölümle devam ederiz. Bir kez daha hatırlatayım kazıyı yapan arkeologun kitabını vereceğim linkten ücretsiz indirebilirsiniz.

NOT: Buraya üç adet ilgili kitap linki koyuyorum .İkincisi esas kitabındır.

https://drive.google.com/file/d/10EoHa-YPfNyCvjqBEu9l7N9C8PiQRh-7/view?usp=drivesdk

https://drive.google.com/file/d/1CQ6xAk3nOmasF8sZkKR34z_ynuOMOsx7/view?usp=drivesdk

https://drive.google.com/file/d/1DR6YD-wvGPr1afHbDLxsCxBhvHNo0OZ7/view?usp=drivesdk.

REKLAMZiyaretQR — Dijital ziyaretçi yönetimi. 14 gün ücretsiz deneyin — ziyaretqr.com
REKLAMZiyaretQR — Dijital ziyaretçi yönetimi. 14 gün ücretsiz deneyin — ziyaretqr.com

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.