43,5018
0.02%51,5871
-0.03%6.498,39
-4,26%13497.6
-4,26%
Küresel piyasaların belirsizliklerle dolu olduğu dönemde altın, yatırımcılar için vazgeçilmez bir sığınak haline geldi. Geçtiğimiz yıl dolar bazında %66’lık etkileyici bir yükseliş sergileyen değerli metal, yeni yılda da %9’luk artışla bu güçlü ivmesini sürdürüyor. Özellikle ticaret savaşlarının yarattığı belirsizlikler, jeopolitik riskler ve merkez bankalarının artan alımları gibi faktörler, altının güvenli liman statüsünü pekiştirerek bu yükseliş trendinin devam edeceğine işaret ediyor.
Son iki yılda tam 95 kez rekor kıran altın, yatırımcı nezdinde üç temel avantajıyla öne çıkıyor: Enflasyon ve döviz dalgalanmalarına karşı güçlü bir koruma sağlaması, uzun vadede değerini koruma potansiyeli ve sağladığı güvenlik hissi. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ile yürüttüğü ticaret savaşları ve gümrük vergisi tehditleri gibi küresel ticareti olumsuz etkileyebilecek politikaları, altının değerini artıran en önemli destekleyici faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Altının yükseliş ivmesi, onu tercih eden ülke ve yatırımcılara önemli getiriler sağladı. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, geçtiğimiz yıl merkez bankaları toplamda 297 ton altın alımı gerçekleştirdi. Bu alımların yaklaşık 93 tonluk önemli bir kısmını tek başına Polonya Merkez Bankası üstlendi. Ancak Türkiye, Kazakistan ve Azerbaycan’ın oluşturduğu üç Türk ülkesi, toplamda 110 tonluk alımlarıyla dünya genelindeki en yüksek merkez bankası altın alım hacmine ulaştı. Ayrıca Türkiye, altın rezervlerinin toplam rezervler içindeki payının yüzde 50’yi aşmasıyla dikkat çeken nadir ülkelerden biri konumunda. Fiziksel olmayan altın ETF alımları ise 154 milyon dolar seviyesinde kaydedildi.
Merkez bankalarının devam eden güçlü alımlarına ek olarak, altının son dönemdeki rekor yükselişlerinin temel itici gücü, yatırımcıların güvenli liman arayışıdır. Geçtiğimiz hafta küresel piyasalarda ABD enflasyonunun istikrarlı seyri, güçlü tüketici talebi ve yeni gümrük vergisi tehditleri belirleyici oldu. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland ‘planlarını’ engelledikleri gerekçesiyle Avrupa Birliği ülkelerine gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunması, altın ve Japon yeni gibi güvenli varlıklara olan talebi daha da artırarak fiyatların yükselmesini sağladı.
2026 yılına yönelik perspektif, süregelen jeoekonomik belirsizliklerle şekilleniyor. Altın fiyatları genellikle makroekonomik beklentilerle uyumlu bir seyir izler ve mevcut koşullar devam ettiği takdirde belirli bir bantta hareket edebilir. Ancak, güncel gelişmeler ışığında, 2026’nın sürprizlere gebe bir yıl olması muhtemel. Eğer ekonomik büyümede bir yavaşlama ve faiz oranlarında düşüş yaşanırsa, altının orta düzeyde kazançlar elde etmesi beklenebilir. Küresel risklerin tırmandığı ve daha şiddetli bir ekonomik gerilemenin yaşandığı senaryoda ise altın, güçlü bir performans sergileyebilir. Diğer yandan, Trump yönetiminin politikalarının başarıya ulaşması ve bunun ekonomik büyümeyi hızlandırıp jeopolitik riskleri azaltması durumunda, daha yüksek faiz oranları ve güçlü bir ABD doları altının değerini olumsuz etkileyebilir.
GÜNDEM
18 gün önceGÜNDEM
18 gün önceGÜNDEM
18 gün önceGÜNDEM
18 gün önceGÜNDEM
18 gün önceGÜNDEM
18 gün önceGÜNDEM
18 gün önce
1
Yabancı ilgisini üzerine çeken yerli hisseler
111538 kez okundu
2
15 hisse hedef fiyatını yükseltti
11403 kez okundu
3
SPK’dan 4 şirketin sermaye artırımına onay
7435 kez okundu
4
Faiz kararı sonrası Trump’tan Powell’a sert tepki
4600 kez okundu
5
Otomotivde 2026 ihracat hedefi 43 milyar dolar
4482 kez okundu