DOLAR

43,4941

0%
EURO

51,6253

0.05%
ALTIN(gr)

6.652,97

-1,97%
BİST 100

13749.96

-1,97%
Beyaz eşyada ihracat 2017 seviyesine döndü

Beyaz eşyada ihracat 2017 seviyesine döndü

TÜRKBESD verilerine göre 2025 yılında 20,2 milyon adet olarak kaydedilen ihracat hacmi 2017 seviyesine geri döndü. 2025 yılı iç piyasa satışları 9,9 milyon adet olarak gerçekleşti. TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül bu durumun sektör için son 10 yılda elde edilen kazanımların kaybedilme riski anlamına geldiğini vurguladı

ABONE OL
27 Ocak 2026 12:00
Beyaz eşyada ihracat 2017 seviyesine döndü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TURKBESD), 2025 yılı sektör sonuçlarını ve geleceğe yönelik değerlendirmelerini açıkladı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi sektörün önde gelen yerli ve uluslararası markalarını bünyesinde barındıran TURKBESD’in raporuna göre, 2025 yılında 6 ana ürün grubunda iç satışlar geçen yıla oranla yüzde 3 daralma gösterdi.

2025 Yılında Beyaz Eşya İhracatı ve Üretimi Önemli Oranda Geriledi

Sektörün iç piyasa satışları 2025 yılında 9,9 milyon adet seviyesinde gerçekleşirken, ihracat cephesinde alarm zilleri çaldı. Son yıllardır devam eden düşüş trendi, 2025’te de sürerek ihracat hacmi bir önceki yıla göre 2,2 milyon adet, yani yüzde 10 oranında azaldı. İhracattaki bu belirgin gerileme, üretim rakamlarına da doğrudan yansıyarak 2025 yılı toplam üretim miktarlarının geçen yıla kıyasla yüzde 9 oranında düşmesine neden oldu.

Türkiye beyaz eşya sektörü, yüzde 7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birincisi ve dünyanın en büyük ikinci üretim merkezi olma özelliğini koruyor. 2025 yılında yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren sektör, ülke ekonomisine 60 bin doğrudan ve 600 bin dolaylı istihdam katkısı sağlıyor.

TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, 2025 yılı ihracat hacminin 20,2 milyon adetle 2017 seviyelerine gerilemiş olmasının ciddi bir endişe kaynağı olduğunu belirtti. Şengül, bu durumun sektörün son on yılda elde ettiği önemli kazanımların kaybedilmesi riski taşıdığına dikkat çekti.

İhracat Odaklı Sektör İçin Acil Politika Desteği Çağrısı

Başkan Şengül, sektörün ihracat bağımlılığını vurgulayarak, “İhracat, sektörümüzün can damarıdır ve ihracat hacminin on yıl önceki seviyelere gerilemesi sanayimiz için büyük bir endişe kaynağıdır. Bu durum, rekabet gücümüzü sürdürebilmek adına kritik bir dönemeçte olduğumuzu göstermektedir” ifadelerini kullandı. Üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini yurt dışına satan beyaz eşya sektörünün, bu kayıpların kalıcılaşmasını önlemek amacıyla ihracatı destekleyici politikalara acil ve her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunun altını çizdi.

Şengül, sektörün rekabet gücünü zayıflatan başlıca faktörleri sıraladı. Artan girdi maliyetleri, yüksek enerji giderleri, zorlaşan finansman koşulları ve ticaret politikalarındaki belirsizlikler, Türk beyaz eşya sektörünü uluslararası arenada daha kırılgan hale getiriyor. Ayrıca, Uzak Doğulu rakiplerin dış pazarlardaki agresif fiyatlandırma ve pazar payı artırma stratejileri de sektör üzerindeki baskıyı artırıyor.

Hammaddeye erişim ve girdi maliyetlerinin rekabetçilik üzerindeki etkisine özellikle değinen Şengül, “Bazı ürün gruplarına yönelik başlatılan ve önlemle sonuçlanan anti-damping soruşturmaları ile devam eden süreçler, zaten yüksek olan girdi maliyetlerimizi daha da yükseltme potansiyeli taşıyor” dedi. Şengül, tüm bu zorluklar karşısında sanayi üretimini, ihracat performansını ve genel rekabet gücünü koruyacak dengeli, öngörülebilir ve destekleyici politika adımlarının hayati önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye, “Made in Europe” Yaklaşımının Dışında Tutulmamalıdır

AB’de son zamanlarda tartışılan “Made in Europe” düzenlemesini yakından takip ettiklerini belirten Şengül, bu konudaki görüşlerini dile getirdi:

“Eğer ‘Made in Europe’ benzeri bir düzenleme hayata geçirilirse, Türkiye’nin mevcut güçlü ekonomik entegrasyonu, mevzuat uyumu ve iklim hedefleri göz önünde bulundurularak bu sürecin dışında bırakılmaması gerektiğine inanıyoruz.” Şengül, aynı zamanda AB sanayisiyle olan güçlü bağların bir diğer önemli unsuru olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) uygulamalarının rekabetçilik üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerine de dikkat çekti. “SKDM ve ‘Made in Europe’ gibi yaklaşımların, AB ile derin entegrasyona sahip sanayimiz için rekabet gücü kaybına yol açmaması adına, Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki kritik konumunun titizlikle değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır” diye ekledi.

2026 Yılı İçin Temkinli Bir Dönem Bekleniyor: Sektörün Geleceği İçin Öneriler

İhracattaki daralma ve üretimdeki düşüşün uzun vadeli hale gelme riskine vurgu yapan Şengül, sözlerini geleceğe yönelik beklentiler ve önerilerle tamamladı:

“İç pazarın yeniden canlanması ve sürdürülebilir bir hareketlilik kazanması şu an her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır. Beyaz eşyanın günümüzdeki temel ihtiyaç ürünleri arasındaki yerini göz önünde bulundurarak, tüketicilere yönelik taksit imkanlarının artırılması ve finansmana erişimi kolaylaştıracak adımların atılması, iç pazarın sağlıklı bir şekilde işlemesine önemli katkı sağlayacaktır.”

Şengül, ihracat ve iç pazardaki bu zayıf görünümün, 2026 yılı için sektöre daha temkinli bir bakış açısı getirdiğini belirtti. Bu kritik dönemde, üretim ve ihracat kapasitesinin muhafaza edilmesi, istihdamın sürdürülebilirliği ve uluslararası rekabet gücünün devamlılığı belirleyici olacaktır. Bu doğrultuda, girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve dış pazarlarda rekabeti olumsuz etkileyecek ek yüklerden kaçınılması hayati bir öneme sahiptir.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r