43,7554
0.04%51,8826
0%6.869,58
0,18%14227.29
0,18%
Hazine ve Maliye Bakanlığı, kamuoyunda merak uyandıran Ocak ayı faiz ödemelerine ilişkin önemli bir bilgilendirme yaptı. Açıklamada, yüksek görünen faiz ödemelerinin mevcut borçlanma maliyetlerindeki ani bir artıştan veya güncel faiz politikalarından kaynaklanmadığı net bir şekilde ifade edildi.
Bakanlık tarafından yapılan detaylı değerlendirmede, Ocak ayında gerçekleşen faiz ödemesinin %53’ünün, yaklaşık 10 yıl önce ihraç edilen Tüketici Fiyat Endeksi’ne (TÜFE) endeksli Devlet İç Borçlanma Senetlerinin (DİBS) vadesinde ödenen enflasyon farkından oluştuğu belirtildi. Bu durum, kamuoyundaki yanlış algıları düzeltmeyi hedefliyor.
Açıklamada, TÜFE’ye endeksli devlet iç borçlanma senetlerinin çalışma prensibi üzerinde duruldu. Bu senetlerin, düşük kupon oranlarına sahip olmasına karşın, yıllar içinde gerçekleşen enflasyon oranının anaparaya eklenerek biriktiği ve vade sonunda toplu olarak ödendiği hatırlatıldı.
Bakanlık, bu özellik nedeniyle yüksek enflasyon dönemlerinde vadesi gelen TÜFE’ye endeksli senetlere ilişkin ödemelerin geçici olarak yüksek görünmesinin doğal bir sonuç olduğunu vurguladı. Dolayısıyla, Ocak ayındaki faiz artışının, mevcut faiz oranlarında ani bir yükselişi değil, geçmiş dönemdeki enflasyon dinamiklerinin vade yapısı üzerinden bütçeye yansımasını işaret ettiği belirtildi.
Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ortamının, TÜFE’ye endeksli borçlanma araçlarına ilişkin faiz ödemelerinde geçici bir artışı beraberinde getirdiği ifade edildi. Ancak bu artışın, yapısal bir faiz yükü değişiminden ziyade, geçmişte biriken enflasyonun teknik ve muhasebesel bir yansıması olduğu altı çizildi.
Bakanlık, dezenflasyon sürecindeki kazanımların belirginleşmesiyle birlikte faiz ödemelerinin daha dengeli ve öngörülebilir seviyelere dönmesinin beklendiğine dikkat çekti. Geleceğe yönelik göstergelerin, faiz yükünde kalıcı bir bozulmaya işaret etmediği belirtildi.
Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri doğrultusunda, faiz giderlerinin milli gelire oranının 2002-2025 dönemindeki ortalama yüzde 4,4 seviyesinden 2026 yılında yüzde 3,5’e, OVP dönemi sonunda ise yüzde 3,3’e düşmesi öngörülüyor. Benzer şekilde, faiz harcamalarının vergi gelirlerine oranı 2002-2025 ortalaması yüzde 25,9 iken, 2026’da yüzde 19,9’a, OVP sonunda ise yüzde 18,3’e gerilemesi bekleniyor.
Merkezi yönetim toplam harcamalarındaki faiz payının da düşüş trendinde olduğu belirtildi. 2002-2025 ortalaması yüzde 17,7 olan bu oranın, 2026’da yüzde 14,5’e, OVP dönemi sonunda ise yüzde 13,9’a gerileyeceği tahmin ediliyor.
Kamu borçlanma stratejisinin, piyasa koşulları, makroekonomik görünüm ve risk unsurları göz önünde bulundurularak ihtiyatlı, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir çerçevede yürütülmeye devam ettiği vurgulandı. Bu kapsamda, program döneminde 10 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli tahvil ihraçları kademeli olarak azaltılmış ve 2024 yılı itibarıyla bu tür senetlerin ihracına tamamen son verildiği bilgisi paylaşıldı.
GÜNDEM
18 Şubat 2026GÜNDEM
18 Şubat 2026GÜNDEM
18 Şubat 2026GÜNDEM
18 Şubat 2026GÜNDEM
18 Şubat 2026GÜNDEM
18 Şubat 2026GÜNDEM
18 Şubat 2026
1
Yabancı ilgisini üzerine çeken yerli hisseler
111634 kez okundu
2
15 hisse hedef fiyatını yükseltti
11488 kez okundu
3
SPK’dan 4 şirketin sermaye artırımına onay
7517 kez okundu
4
Gümrük engelini aşan Temu Türkiye’ye geri döndü: ithalatçı şirket kurdu
5287 kez okundu
5
Avrupa Merkez Bankası faizi sabit bıraktı
4695 kez okundu