43,7874
0.02%51,7310
0.2%7.013,93
0,02%14259.9
0,02%
Diplomatlar genellikle resmi ve mesafeli duruşlarıyla bilinirken, Birleşik Krallık diplomatları bu klişenin dışına çıkabiliyor. Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki köklü ve güçlü ilişkilerde diplomatların bu olumlu etkileri belirgin bir şekilde hissediliyor. İstanbul’daki görev süresi sona erecek olan Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu ve Orta Asya ile Doğu Avrupa Ticaret Müsteşarı Kenan Poleo, bu dikkat çekici isimlerden biri olarak öne çıkıyor.
Kıbrıs Türkü bir aileden gelen Kenan Poleo, klasik diplomat algısından farklı olarak samimi kişiliği, güçlü iletişimi ve ikili ilişkilere sağladığı önemli katkılarla İstanbul’daki göreve başladığı ilk günden itibaren Türkiye’de büyük ilgi gördü. Görev süresi boyunca iki ülke arasındaki bağların derinleşmesine önemli katkılar sağladı.
Şubat ayı sonunda İstanbul’daki görevine veda etmeye hazırlanan Kenan Poleo, Haberturk.com’a verdiği özel röportajda 2022’den bu yana geçen süreçte Türkiye-Birleşik Krallık ilişkilerinin gelişimini ve gelecekteki yönünü kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. Poleo, Eurofighter projesinden serbest ticaret anlaşması müzakerelerine, ekonomik işbirliklerinden görev süresince en çok özleyeceği anlara kadar birçok konuda Haberturk.com Ekonomi Servisi’nden İrem Kuşoğlu Görgü’nün sorularını yanıtladı. Bu röportaj, ikili ilişkilerin mevcut durumunu ve gelecek potansiyelini gözler önüne serdi.
Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkiler her geçen gün daha da ivme kazanırken, Kenan Poleo bu çok boyutlu bağları tek bir alana hapsetmenin imkansız olduğunu vurguluyor. 2026 yılına doğru ilerlerken, ilişkilerin ana eksenini savunma, güvenlik, ekonomik ortaklık ve enerji dönüşümü gibi birbirini besleyen temel alanlar oluşturuyor.
Poleo’ya göre, Birleşik Krallık Türkiye’nin bölgesel istikrar, ekonomik büyüme ve Avrupa ekonomisinin genel başarısı için ne kadar kritik bir ortak olduğunun bilincinde. İki ülke, savunmadan güvenliğe, serbest seyahatten ticarete, enerjiden her iki ülke için de öncelikli olan enerji dönüşümüne kadar geniş bir yelpazede stratejik ortaklıklar yürütüyor. Poleo, bu alanların tamamında son derece güçlü ikili ilişkilere sahip olduklarını belirtiyor.
Küresel ölçekte yaşanan gelişmeler, iklim değişikliğinin etkileri ve jeopolitik gerilimlerin Türkiye’nin çevresinde yoğunlaşması göz önüne alındığında, Birleşik Krallık, Türkiye’nin istikrar ve büyümedeki kilit rolünün farkındalığını daha da pekiştiriyor. Bu durum, hem iki ülkenin hem de Avrupa ekonomisinin geleceği için Türkiye’nin önemini vurguluyor.
Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte güvenlik ve tedarik zincirleri NATO için hayati önem taşırken, Birleşik Krallık ve Türkiye bu konularda kilit aktörler olarak konumlanıyor. Savunma sanayii işbirliğinin, enerji dönüşümünü ve ekonomik ilişkileri nasıl güçlendirebileceği ve bu farklı alanlar arasındaki en güçlü bağlantının ne olduğu sıkça merak edilen konular arasında.
Kenan Poleo, savunma ve güvenlik sanayilerinde küresel ölçekte ciddi bir büyüme gözlemlendiğini, özellikle Ukrayna’daki savaşın etkilerinin Avrupa ve küresel istikrar açısından bunun ne kadar kritik olduğunu açıkça gösterdiğini belirtiyor. Bu çerçevede, küresel güvenlik ve savunma ihtiyaçlarına yanıt verebilmek adına Birleşik Krallık ile Türkiye arasındaki ikili işbirliklerinin ve diğer ortaklarla yapılan ortaklıkların giderek arttığını ifade ediyor.
Tedarik zincirlerinin de savaşlar, bölgesel gerilimler ve COVID-19 döneminden alınan dersler nedeniyle büyük önem taşıdığını vurgulayan Poleo, Türkiye ile sağlam bir işbirliğinin, hem iki ülkenin hem de küresel ölçekte tedarik zinciri güvenliğini sağlamak açısından temel bir unsur olduğunu açıklıyor. Bu karşılıklı güven ve destek ortamı, birçok büyük Birleşik Krallık şirketinin Türkiye’de yatırım yapmasını ve büyümesini sağlarken, Türk savunma ve güvenlik şirketlerinin de Birleşik Krallık’ta faaliyetlerini genişletmesine olanak tanıyor. Poleo, bu ilişkinin karşılıklı destek ve ortak büyümeye dayalı olduğunu özellikle belirtiyor.
İkili ilişkilere değinmişken, Birleşik Krallık’ın son dönemde attığı en önemli adımlardan biri olan “Modern Endüstri Stratejisi” dikkat çekiyor. Bu strateji, yatırımları daha öngörülebilir ve kolay hale getirmeyi amaçlayan on yıllık bir yol haritası sunuyor. Peki, bu strateji neleri geliştirmeyi hedefliyor ve yatırımcılar ile şirketler için ne gibi değişiklikler vadediyor?
Poleo’ya göre, Modern Endüstri Stratejisi’nin yatırımcılara, ihracatçılara, işletmelere ve küresel ortaklara sunacağı en temel değer “istikrar ve güvenlik” olacak. Sanayi stratejileriyle, en büyük büyüme ve büyüme potansiyelinin hangi alanlarda ortaya çıkacağını değerlendirerek bunu sekiz temel sektörde somutlaştırdıklarını belirten Poleo, bu kilit sektörlerin Türkiye ile de son derece iyi örtüşen alanlar olduğunu dile getiriyor. Temiz enerji ve sürdürülebilir büyüme, finansal hizmetler, savunma gibi istikrarın öne çıktığı pek çok sektörü kapsayan bu strateji, kamu kurumlarının birlikte hareket etmesini gerektiriyor.
Poleo, enerji ve enerji dönüşümü gibi konularda Enerji Bakanlığı, Bilim, İnovasyon ve Teknoloji Bakanlığı, İş ve Ticaret Bakanlığı ile Hazine Bakanlığı’nın ortak bir hedef doğrultusunda bir araya gelmesinin gerçek bir çözüm üreteceğini ifade ediyor. Tüm bu kurumların tek bir ortak misyon altında buluşması, dönüştürücü bir unsur olacak ve Birleşik Krallık ile işbirliği yapmayı düşünen yatırımcılar ve ortaklar için ihtiyaç duyulan istikrarı sağlayacak. Poleo, hâlihazırda sekiz bin Birleşik Krallık şirketinin Türkiye’de faaliyet gösterdiğini ve Modern Endüstri Stratejisi’nin bu işbirliklerinin temelini daha da güçlendirerek hem şirketlerin hem de hükümetlerin ihtiyaç duyduğu güveni ve öngörülebilirliği sağlayacağını vurguluyor.
Birleşik Krallık’ın inovasyon ekosistemi göz önüne alındığında, Türkiye gibi yükselen teknoloji ekosistemleriyle işbirliği yoluyla en hızlı etki yaratabilecek alanlar nelerdir? Kenan Poleo, Türkiye’de enerji ve temiz büyüme, finansal hizmetler, profesyonel iş hizmetleri ve savunma gibi alanlarda gerçekten etkileyici bir ekosistem ve ölçeklenme aşamasında olan şirketler olduğunu belirtiyor. Bu şirketlerin Birleşik Krallık’ta finansmana erişmesi için önemli fırsatlar bulunduğunu ifade ediyor.
Poleo, Birleşik Krallık’ın sürdürülebilir finansman ve enerji dönüşümü finansmanı açısından güçlü bir merkez olan City of London’a sahip olduğunu ve yenilikçi şirketlerin büyümesini destekleyen önde gelen üniversiteler ve ‘Catapult’ merkezleri gibi inovasyon merkezlerinin ciddi destek sağladığını dile getiriyor.
Asıl önemli olanın, Birleşik Krallık’taki yenilikçi şirketlerle Türkiye’deki yenilikçi şirketlerin bir araya gelerek yeni çözümler, fikirler, hizmetler ve ürünler geliştirmesi olduğunu vurgulayan Poleo, bunun sadece iki ülkenin kendi pazarları için değil, küresel pazarlara birlikte açılmak için de bir hedef olması gerektiğini belirtiyor. Poleo’ya göre, bu yaklaşım Türkiye-Birleşik Krallık ikili ilişkilerinin asıl güçlü noktasını oluşturuyor.
Birleşik Krallık ile Türkiye arasındaki ticaret, son on yılda her yıl artarak güçlü bir seyir izledi. Son verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 30 milyar doların üzerinde seyrediyor ve bu da Türkiye’yi Birleşik Krallık’ın en büyük 17. ticaret ortağı konumuna taşıyor. Peki, bu ticareti daha da büyütmek için neler yapılmalı ve en büyük fırsatlar hangi alanlarda yatıyor?
Kenan Poleo, bu soruya net bir hedefle yanıt veriyor: “Türkiye şu anda Birleşik Krallık’ın 17. en büyük ticaret ortağı. Ben bunun 16’ncılığa, 15’inciliğe ve daha yukarılara doğru ilerlemesini gerçekten isterim.” Görev süresi olan dört buçuk yılda ikili ticaretin 10 milyar sterlin artmasının, güçlü bir temelin varlığını gösterdiğini belirtiyor.
Poleo, yüzyıllardır süregelen ticari ve işbirliği bağlarının artık çok daha büyük bir hızlanma ve yoğun bir rekabetle karşı karşıya olduğunu ifade ediyor. Bu bağlamda, karşılıklı öğrenmenin ve ortak fırsatların olduğu, birlikte işbirliği yapıp birlikte geliştirilebilecek alanların bir sonraki adım olacağını düşünüyor. Önümüzdeki dönemde Birleşik Krallık ve Türkiye tarafından geliştirilen çok çeşitli ürünler ve hizmetler göreceğimizi öngören Poleo, bunun ikili ticaret ilişkisini büyütmeye devam edeceğini belirtiyor. Özellikle hizmet sektörlerinin ve finans sektörünün büyümesini destekleyecek, üretime dayalı yapıdan daha akıllı ve ileri üretime geçişi hızlandıracak bu gelişmelerin, yeni teknolojik kabiliyetlerle uyumlu hale gelerek ikili ticaret ilişkisini turbo etkisiyle hızlandıracağını ve büyümenin devam edeceğinden şüphe duymadığını ekliyor.
Türkiye ile İngiltere arasındaki ticari ilişkiler güçlü seyrini korurken, serbest ticaret anlaşmasının güncellenmesi konusu da gündemdeki yerini koruyor. Türkiye ve İngiltere, mevcut serbest ticaret anlaşmasının üzerinde müzakereler yürütüyor ancak net bir ilerleme henüz kamuoyuna yansımadı. Kenan Poleo, bu konuya yönelik soruyu yanıtlarken, Türkiye ile hali hazırda yürürlükte olan ticaret düzenlemesinin gayet iyi işlediğini ve bugünkü büyüme seviyelerine ulaşılmasında önemli bir payı olduğunu belirtiyor.
Ancak Poleo, bu serbest ticaret anlaşmasıyla, Avrupa Birliği’nin iki yanında yer alan iki büyük ticaret ülkesi olarak, dünyada benzeri olmayan; birinci sınıf, süper yenilikçi ve küresel ölçekte örnek teşkil edecek bir serbest ticaret anlaşması geliştirme fırsatına sahip olunduğunu vurguluyor. Mevcut anlaşmanın büyük ölçüde ürünlere odaklandığını, oysa şimdi hem Türkiye’de hem de Birleşik Krallık’ta büyüme görülen hizmetler, inovasyon, finansal hizmetler ve diğer yüksek katma değerli sektörlere odaklanılması durumunda olağanüstü bir tablo ortaya çıkacağını ifade ediyor.
Bu kapsamda şimdiye kadar üç verimli müzakere turu gerçekleştirildiğini ve bir sonraki turun yakında yapılmasının beklendiğini belirten Poleo, Birleşik Krallık ve Türkiye’nin ticaretten sorumlu bakanlarının Londra’da bir araya geldiği toplantıda bizzat bulunduğunu ve her iki tarafın da müzakereleri mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırma konusundaki kararlılığını hissettiğini aktarıyor. Süreç tamamlandığında ve geleceği güçlü bir şekilde tanımlayan bir anlaşmaya ulaşıldığında büyük bir heyecan duyacağını sözlerine ekliyor.
Ekim ayında Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın Ankara ziyareti sırasında gündeme gelen Eurofighter gelişmeleri, ikili ilişkilerde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. Bilindiği üzere, Başbakan Starmer’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede Türkiye’nin 20 adet Eurofighter savaş uçağı satın almasıyla ilgili 8 milyar sterlinlik bir anlaşma imzalandı. Peki, bu gelişme, Birleşik Krallık-Türkiye ilişkilerinde stratejik açıdan yeni kapılar aralayabilir mi?
Kenan Poleo, bu anlaşmanın sadece Türkiye ve Birleşik Krallık için değil, aynı zamanda Avrupa’daki diğer ortaklar ve daha geniş anlamda Avrupa ile küresel güvenlik açısından da dönüştürücü bir nitelik taşıyacağını belirtiyor. Eurofighter anlaşmasının en temel sonucunun bu olacağını ifade eden Poleo, sürecin yeni istihdam alanları yaratacağını da vurguluyor. Hem Türkiye’de hem de Birleşik Krallık’ta mühendislik, bilim ve savunma alanlarında bir mükemmeliyet ekosisteminin gelişmesine katkı sağlayacağını belirtiyor.
Savunma teknolojilerinin çoğunda olduğu gibi, bu projede de ikincil ve çift kullanımlı teknolojilerin söz konusu olacağını belirten Poleo, bu teknolojilerin Türkiye ve Birleşik Krallık’ta ve hatta küresel ölçekte daha geniş kesimlere ne ölçüde fayda sağlayabileceğini bugün tam olarak öngörmenin zor olduğunu dile getiriyor. Ancak bu ölçekteki projelerin, çok sayıda yan kuruluş ve daha küçük savunma şirketlerinin ortaya çıkmasına, onların büyümesine, yenilik yapmasına ve Avrupa, bölge ve dünyada karşılaşılan pek çok güvenlik sorununa çözüm üretmesine imkan tanıyacağını düşünüyor. Poleo, tüm bunların, halkların güvenliği ve refahı için bu zorluklara güvenli ve sağlam bir şekilde yanıt verebilmek açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekliyor.
İngiltere’de nükleer enerjide yeni bir sayfa açılıyor. Birleşik Krallık’ın üç küçük modüler reaktör (SMR) projesi için Rolls-Royce’u tercih etmesi büyük ilgi uyandırırken, enerjide son dönemlerde vites artıran Türkiye ile olası işbirliği de merak konusu oldu. Peki, Türkiye-Birleşik Krallık işbirliği çerçevesinde, SMR’lerin gelecekteki rolüne dair potansiyel ne durumda?
Kenan Poleo, Türkiye’nin SMR’ları kendi enerji karmasının bir parçası olarak konumlandırmak istediğini zaten ortaya koyduğunu belirtiyor. Uzun yıllardır Türkiye’de faaliyet gösteren, son derece güçlü ve ikonik bir Britanya şirketi olan Rolls-Royce ile çok büyük bir işbirliği fırsatına sahip olunduğunu ifade eden Poleo, şirketin CEO’sunun da Türk olmasının bu açıdan ayrıca anlamlı olduğunu vurguluyor.
Rolls-Royce ile geliştirilebilecek SMR’ların, Türkiye’nin temiz büyüme ve enerji dönüşümü hedeflerine önemli katkılar sunabileceğini düşünen Poleo, özellikle Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacağı bir döneme girerken bunun son derece önemli olduğunu belirtiyor. Şu anda Birleşik Krallık’ta SMR’ların inşa edildiğini ve geliştirildiğini, bu süreçten çok ciddi bir öğrenme birikimi çıkacağını ifade eden Poleo, Türkiye ile de, gelecekte SMR geliştirilmesini mümkün kılacak temel başlıklar üzerine görüşmelerin sürdüğünü aktarıyor. Bu son derece yeni ve yenilikçi bir teknoloji olduğu için sağlam bir düzenleyici altyapıya ihtiyaç olduğunu belirten Poleo, bunun aynı zamanda görülen daha geniş inovasyon alanlarının bir parçası olduğunu dile getiriyor.
Poleo, Birleşik Krallık’ın enerji portföyünde denizüstü rüzgar enerjisi, hidrojen, şebeke verimliliğinin yönetimi ve nükleer inşa gibi pek çok güçlü alana sahip olduğunu belirtiyor. Bu noktada, Birleşik Krallık’taki nükleer inşa süreçlerine ENKA gibi Türk şirketlerinin dahil olmasından ve hidrojen tesisi geliştirme projelerinde de Türkiye’den şirketlerin yer almasından büyük memnuniyet duyduğunu ifade eden Poleo, SMR’ların daha geniş bir enerji hikayesinde yer alacağını, her iki ülke için de enerji karmasının bir parçası olarak kilit bir rol oynayacağını ve bunun oldukça heyecan verici olduğunu ekliyor.
Kenan Poleo’nun İstanbul’daki süresi bu ay sonunda sona eriyor. Peki, 2022’den bu yana geçirdiği süre onun için ne anlama geliyor? Türkiye-Birleşik Krallık ilişkilerinin geleceğine dair vermek istediği temel mesaj ne?
Poleo, bu projelere katkı sunan ve ikili ilişkiyi güçlendiren tüm şirketlere, bilim insanlarına, yatırımcılara ve bankalara içten bir teşekkür dileğini iletiyor. Elbette bu süreci ileriye taşımakta son derece istekli olan hükümetlerin desteğinin de çok önemli olduğunu belirtiyor. Ancak, şirketlerin sahada gerçekten keşfetmeye ve iş birliği yapmaya hazır olmadan yapılabileceklerin bir sınırı olduğunu da açıkça ifade ediyor. Poleo, kendisinin en çok keyif aldığı ve en çok özleyeceği şeyin ise, iki tarafta da şirketlerin son derece pozitif bir yaklaşımla bir araya gelerek nasıl çözüm üretebileceklerini ve büyüme için nasıl iş birliği yapabileceklerini birlikte ele almaları olduğunu söylüyor. “Bunu gördük ve hâlâ da görüyoruz; sonuçlar son derece somut. 10 milyar sterlinlik bir büyüme gerçekten olağanüstü. Dolayısıyla lütfen bu enerjiyi, bu iş birliği kararlılığını sürdürmeye devam edin; yenilikçi olmaktan ve kalıpların dışında düşünmekten vazgeçmeyin” diyerek veda mesajını paylaşıyor.
Görevi bırakmaya hazırlanan Kenan Poleo, İstanbul’daki bu yolculuğu birkaç cümleyle nasıl özetliyor? Poleo’nun mesajı çok net: Her şey insanlarla ilgili.
Poleo, “İş dünyasından, daha geniş topluluktan, elbette harika gazetecilerden ve burada Türkiye’de, ayrıca Doğu Avrupa ve Orta Asya genelinde birlikte çalıştığım olağanüstü ekibimden çok etkileyici insanlarla çalışma fırsatı buldum” diyor. Çalışma arkadaşlarının son derece çevik, nazik, hızlı ve işlerini gerçekten seven insanlar olduğunu belirtiyor. Poleo, şu öğrendiğini vurguluyor: “Eğer işinizi gerçekten seviyorsanız, yaptığınız işte bir anlam ve değer görebiliyorsanız ve çalışma arkadaşlarınızla birlikte çalışmaktan keyif alıyorsanız, sonunda mutlaka başarılı sonuçlar ortaya koyuyorsunuz. Ben bunu yanımda, en temel değer olarak götüreceğim. Her şey insanla ilgili. Ticaret dışarıdan bakıldığında rakamlardan ibaret gibi görünebilir. Savunma, dışarıdan bakıldığında teknoloji ve silahlar gibi algılanabilir. Ama işin özünde her zaman insan vardır.”
Kenan Poleo’nun dönemi biterken yanına götüreceği alışkanlıklar sorusuna verdiği yanıt oldukça dikkat çekici. İngilizlerin meşhur sütlü çay alışkanlığına vurgu yapan Poleo, “Sanırım burada edindiğim alışkanlıklardan biri, artık çayı sütsüz içmek oldu. Açıkçası bunu yapacağımı hiç beklemezdim” diyor ve kapanışı şu sözlerle yapıyor:
“Bir de İstanbul’da diğer hiçbir yerde olmadığı kadar sık yaptığım bir şey de, yürürken başımı kaldırıp etrafıma bakmak oldu; çünkü burada görülecek o kadar çok şey var ki. Londra’ya döndüğümde—ki orası da başka bir harika şehir—aynı alışkanlığı sürdüreceğim ve etrafımda neler olup bittiğine gerçekten bakmaya devam edeceğim.”
GÜNDEM
19 Şubat 2026GÜNDEM
19 Şubat 2026GÜNDEM
19 Şubat 2026GÜNDEM
19 Şubat 2026GÜNDEM
19 Şubat 2026GÜNDEM
19 Şubat 2026GÜNDEM
19 Şubat 2026
1
Yabancı ilgisini üzerine çeken yerli hisseler
111640 kez okundu
2
15 hisse hedef fiyatını yükseltti
11493 kez okundu
3
SPK’dan 4 şirketin sermaye artırımına onay
7522 kez okundu
4
Gümrük engelini aşan Temu Türkiye’ye geri döndü: ithalatçı şirket kurdu
5291 kez okundu
5
Avrupa Merkez Bankası faizi sabit bıraktı
4700 kez okundu