İsrail’in idam yasasına hukukçulardan “Ayrımcılık ve Eşitlik İhlali” tepkisi
  • Sun Press
  • Gündem
  • İsrail’in idam yasasına hukukçulardan “Ayrımcılık ve Eşitlik İhlali” tepkisi

İsrail’in idam yasasına hukukçulardan “Ayrımcılık ve Eşitlik İhlali” tepkisi

ABONE OL
13 Nisan 2026 00:00
İsrail’in idam yasasına hukukçulardan “Ayrımcılık ve Eşitlik İhlali” tepkisi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hukukçular Derneği Genel Başkanı Mehmet Melih Gülseren, İsrail Meclisi (Knesset) tarafından kabul edilen ve Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına ilişkin kritik uyarılarda bulundu. Gülseren, söz konusu düzenlemenin pratik olarak yalnızca Filistinlileri kapsayacağını ve bunun hukukun üstünlüğü ile eşitlik ilkesinin açık bir ihlali olduğunu vurguladı.

İsrail’in İdam Yasası: Süreç ve Tartışmalar

İsrail’de “terör suçları” için ölüm cezası öngören yasa tasarısının ilk olarak 2025 yılı sonlarında gündeme geldiğini belirten Gülseren, sürecin 2026 yılı başında hızlandırılarak 30 Mart 2026 tarihinde Knesset’te 62’ye karşı 48 oyla kabul edildiğini hatırlattı. Ancak yasanın henüz yürürlüğe girmediğinin altını çizen Gülseren, düzenlemenin İsrail Yüksek Mahkemesi’nin denetimine tabi olması nedeniyle yürürlük sürecinin askıya alındığını ve geriye dönük uygulanmayacağının öngörüldüğünü ifade etti.

Filistinlilere Yönelik Ayrımcı Yargı Rejimi

Gülseren’e göre, bu yasanın en kaygı verici yönlerinden biri, aynı suç fiilleri için farklı demografik gruplara farklı yargı usullerinin uygulanması. İsrail sınırları içindeki sivil mahkemelerde hakimlere ölüm cezası ile müebbet hapis arasında bir takdir hakkı tanınırken, işgal altındaki Batı Şeria’da faaliyet gösteren askeri mahkemelerde ölüm cezasının neredeyse zorunlu bir hüküm haline getirildiğine dikkat çekti.

Bu durumun yalnızca verilen cezanın türünü değil, aynı zamanda yargı sisteminin temel işleyişini de dönüştürdüğünü belirten Gülseren, askeri mahkemelerde ölüm cezasının bir istisna olmaktan çıkarılıp fiili bir kurala dönüştürüldüğünü dile getirdi. Uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandıran bu düzenlemenin, pratikte yalnızca Filistinlilere yönelik bir araç olarak kullanılacağı yönündeki güçlü kanaati tekrarladı. Filistinlilerin yargılandığı askeri mahkemelerde mahkumiyet oranlarının %96 gibi çarpıcı bir seviyede olduğunu hatırlatan Gülseren, buna karşın Filistinlilere yönelik şiddet olaylarında açılan soruşturmaların büyük çoğunluğunun sonuçsuz kalmasının adalet sistemindeki çifte standardı gözler önüne serdiğini belirtti.

Adil Yargılanma Hakkına Büyük Tehdit

Hukukçular Derneği Genel Başkanı, düzenlemenin adil yargılanma hakkı açısından ciddi riskler taşıdığına vurgu yaptı. Geri dönüşü olmayan bir yaptırım olan ölüm cezasının, bu denli tartışmalı askeri mahkemelere bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Yeni yasa ile getirilen önemli değişiklikler şu şekilde sıralandı:

  • Ölüm cezası kararı için oybirliği şartının kaldırılması
  • Basit çoğunluğun yeterli hale getirilmesi
  • Temyiz ve denetim mekanizmalarının ciddi şekilde sınırlandırılması
  • Yargıçların takdir yetkisinin daraltılması
  • Gizli infazların önünün açılması
  • İnfaz süresinin 90 gün gibi kısa bir zaman dilimine indirilmesi

Uluslararası Hukuka Aykırılık ve İnsan Hakları İhlalleri

Gülseren, İsrail’in bu idam yasasının uluslararası hukukla da doğrudan çeliştiğini belirtti. Özellikle 4. Cenevre Sözleşmesi uyarınca işgalci devletlerin cezai yetkilerinin sınırlı olduğunu hatırlatarak, ölüm cezasının bu şekilde genişletilmesinin işgal hukukuna aykırı olduğunu vurguladı. Ayrıca Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları mekanizmalarının, zorunlu ölüm cezalarını “keyfi” olarak nitelendirdiğini ve bu tür uygulamaların uluslararası insan hakları hukuku ile bağdaşmadığını kesin bir dille ifade etti.

Hukuki ve Uluslararası Mücadele Başlatıldı

Söz konusu yasa, İsrail Yüksek Mahkemesi’ne taşınarak iptali talep edildi. Başvurularda, yaşam hakkının ihlal edildiği, düzenlemenin ayrımcı nitelik taşıdığı ve temel yasalara aykırı olduğu gerekçeleri öne sürüldü. Hukukçular Derneği’nin de süreci yakından takip ettiğini belirten Gülseren, konunun Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi başta olmak üzere uluslararası platformlara taşındığını ve diplomatik çabaların sürdürüldüğünü açıkladı.

Küresel Kamuoyuna Harekete Geçme Çağrısı

Mehmet Melih Gülseren, bu tür insan hakları ihlallerine karşı yalnızca hukuki yolların değil, aynı zamanda küresel çapta toplumsal ve uluslararası farkındalık oluşturmanın da hayati önem taşıdığını vurguladı. Sivil toplum kuruluşlarının ve uluslararası kamuoyunun sürece aktif katılımının, bu ayrımcı uygulamalarla mücadelede belirleyici bir rol oynayacağını ve Filistin halkının adalet arayışına destek olacağını ifade ederek sözlerini tamamladı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.