43,7339
0.19%51,9339
-0.02%7.075,01
2,56%14180.69
2,56%
Uluslararası Para Fonu (IMF) İcra Direktörleri Kurulu, Türkiye ile 2025 yılına yönelik 4. Madde konsültasyonunu başarıyla tamamladı. Bu önemli görüşmelerde, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve geleceğine dair kritik tespitler paylaşıldı.
Fond tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin uyguladığı güçlü mali konsolidasyon adımları, ihtiyatlı gelir politikaları ve kararlı sıkı para politikası duruşunun etkisiyle, enflasyonun Eylül 2024’teki yıllık %49,4 seviyesinden, Aralık 2025’e gelindiğinde %30,9’a gerilemesinin beklendiği kaydedildi.
AA kaynaklı habere göre, açıklamada “2024 yılı 4. Madde konsültasyonundan bu yana Türkiye’nin dezenflasyon programı önemli başarılar gösterdi.” ifadesi kullanılarak, enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerlemeye vurgu yapıldı.
Ekonomik büyümenin dinamizmi de dikkat çekti; 2024 ortasındaki geçici yavaşlamanın ardından Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyümesinin güçlü seyrini sürdürdüğü ve 2025 için %4,1 oranında bir büyüme tahmin edildiği ifade edildi.
Açıklamada, Türk lirasına olan talebin güçlenerek uluslararası rezervleri desteklediği ve cari açığın da yeterli düzeyde finanse edilmeye devam ettiği belirtilerek makroekonomik istikrara işaret edildi.
IMF raporuna göre, sıkı para politikası duruşu, ılımlı ücret artışları ve genel olarak dengeli maliye politikası uygulamaları, enflasyonla mücadelede kademeli bir başarı sağlayacak. Mevcut politika bileşiminin, dezenflasyon hedefleri ile sürdürülebilir ekonomik büyümeyi başarılı bir şekilde dengelediği değerlendirmesi yapıldı.
İç talebin gücünü korumasıyla birlikte, 2026 yıl sonu enflasyonunun yıllık %23 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Artan güven ortamı ve potansiyel politika faizi indirimlerinin etkisiyle, 2026’da ekonomik büyüme oranının %4,2’ye ulaşması öngörülüyor.
Ayrıca, cari açığın finansmanının yeterli düzeyde sağlanmaya devam edeceği, mevduat sahiplerinin güveninin sürmesi ve altın fiyatlarındaki güçlü seyrin, uluslararası rezervleri IMF’nin yeterlilik ölçütünün yaklaşık %80’i seviyesinde tutmaya yardımcı olacağı ifade edildi.
Güçlü büyüme ve düşen enflasyon beklentilerine rağmen, mevcut ekonomik yaklaşımın bazı riskler ve maliyetler barındırdığına dikkat çekildi. Küresel ticaretteki süregelen belirsizlikler ve bölgesel çatışmalar, dışsal risklerin yüksek seyrini korumasına neden oluyor.
Olası bir enerji fiyat artışı veya olumsuz hava koşulları gibi beklenmedik şoklar, yüksek enflasyon döneminin uzamasına yol açabilir. Ayrıca, dezenflasyon sürecindeki kademeli yaklaşımın finans sektöründe olumsuz etkiler yaratabileceği ve genel verimlilik artışını yavaşlatabileceği de belirtildi.
Açıklamada, IMF İcra Direktörleri Kurulu’nun Türkiye ekonomisine yönelik değerlendirmelerine de geniş yer verildi.
Kurul üyeleri, Türkiye’nin dezenflasyon odaklı politikalarının önemli başarılarını takdir ederek, bu politikaların makroekonomik dengesizlikleri giderdiğini, piyasa güvenini artırdığını ve güçlü büyümeyi sürdürdüğünü vurguladı.
Ancak, enflasyonun hala hedeflerin üzerinde seyretmesi ve ekonominin dış şoklara karşı kırılgan yapısı nedeniyle, dezenflasyonun kalıcı hale getirilmesi, dışsal tamponların daha da güçlendirilmesi ve kapsayıcı, orta vadeli büyümenin desteklenmesi için daha sıkı bir makroekonomik politika bileşimi ve iddialı yapısal reformların şart olduğu belirtildi.
Geçen yıl sergilenen güçlü mali çabalar takdirle karşılanırken, dezenflasyonu desteklemek amacıyla mali sıkılaştırma adımlarının sürdürülmesi gerektiği ifade edildi.
Vergi tabanının genişletilmesi, vergi uyumunun artırılması ve enerji sübvansiyonlarının kademeli olarak kaldırılması gibi harcama rasyonelleştirme çabalarının önemi vurgulandı.
Oluşacak mali alanın sosyal önceliklere yönlendirilmesi, ücret politikalarının enflasyon hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi ve kamu-özel işletmeleri ile kamu iktisadi teşebbüsleri üzerindeki gözetimin güçlendirilmesi gibi adımlar da desteklendi.
Kurul, kararlı bir dezenflasyon sürecinin sağlanması adına daha sıkı bir para politikası çağrısı yaparken, politika faizi ayarlamalarının verilere dayalı olması ve makrofinansal etkilerin dikkatle izlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve şeffaf iletişiminin kritik önemi vurgulanırken, döviz müdahalelerinin sadece oynaklığı gidermekle sınırlı kalması önerildi. Enflasyon beklentilerinin sabitlenmesi ve rezerv tamponlarının güçlenmesiyle birlikte, döviz kurunda kademeli olarak daha fazla esnekliğe izin verilmesi tavsiye edildi.
Yetkililerin piyasa stresine karşı hızlı ve etkin müdahaleleri sayesinde Türk finans sektörünün sağlamlığını koruduğu da not edildi.
Ancak, yüksek döviz likidite riskleri karşısında ihtiyatlı duruşun sürdürülmesi gerektiği belirtilirken, denetim ve çözümleme çerçevelerinin güçlendirilmesine yönelik mevcut çalışmalar desteklendi.
Verimliliği, ekonomik dayanıklılığı ve orta vadeli kapsayıcı büyümeyi artırmak amacıyla yapısal reformların aciliyeti vurgulanırken, öncelikli alanlar da belirtildi.
IMF’nin Türkiye ekonomisine ilişkin uzun vadeli tahminleri de açıklandı. Buna göre, Türkiye ekonomisinin 2027’de %4,1, 2028-2031 döneminde ise yıllık %4 oranında büyüme kaydetmesi öngörülüyor.
İşsizlik oranının 2026’da %8,3, 2027’de %8,7 ve 2028-2031 döneminde %9,1 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin ediliyor.
Enflasyonun 2027’de %19’a düşmesinin ardından 2031’e kadar %15 seviyesinde sabitlenmesi beklenirken, cari açığın GSYH’ye oranının 2026-2028 döneminde %1,4, 2029-2031 döneminde ise %1,5 olacağı öngörüldü.
GÜNDEM
15 Şubat 2026GÜNDEM
15 Şubat 2026GÜNDEM
15 Şubat 2026GÜNDEM
15 Şubat 2026GÜNDEM
15 Şubat 2026GÜNDEM
15 Şubat 2026GÜNDEM
15 Şubat 2026
1
Yabancı ilgisini üzerine çeken yerli hisseler
111615 kez okundu
2
15 hisse hedef fiyatını yükseltti
11473 kez okundu
3
SPK’dan 4 şirketin sermaye artırımına onay
7502 kez okundu
4
Gümrük engelini aşan Temu Türkiye’ye geri döndü: ithalatçı şirket kurdu
5270 kez okundu
5
Avrupa Merkez Bankası faizi sabit bıraktı
4677 kez okundu